Cuma Hutbesi

Allah’ın Veli Kulları

04 Eylül 2026

قال الله تعالى: ﴿أَلاَ إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ﴾ [سورة يونس: ٦٢]

قَالَ رسول الله ﷺ: ﴿إِنَّ اَللهَ تَعَالَى قَالَ: مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقْد آذَنْتهُ بِالْحَرْبِ، وَمَا تَقَرَّبَ إلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أَحَبَّ إلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُهُ عَلَيْهِ، الخ...﴾[البخاري]

Muhterem Mü’minler,

Hutbemiz “Allah’ın Veli Kulları” hakkındadır. Veli, lügat manası ile dost demektir. Çoğulu Evliya’dır. Burada kastedilen Allah’ın dostları olan bahtiyar kimselerdir.

“Her şey zıddı ile anlaşılır” kaidesince öncelikle Allah’ın düşmanları var mıdır? sorusunun cevabına bakmak icap eder. Kur’an-ı Kerim Allah düşmanlarından açıkça şöyle bahseder:

“Allah’ın düşmanları (mahşer yerinde) ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getiril(inceye kadar orada bekletil)irler.”[1]

Allah’ın düşmanlarının varlığı sabit olduğuna göre dostları da vardır demektir. Kur’an-ı Kerim Allah dostlarının varlığını da şu Ayet-i Kerimeler ile beyan buyurur:

“İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır.”[2] Bu Ayet-i Kerimeler, Allah dostlarının mevcudiyetini de vasıflarını da beyan etmiştir.

Peygamberler, tartışmasız olarak Allah’ın veli kullarıdır, fakat Ayet-i Kerime’de ifadesini bulan veliler, onların haricinde kimselerdir.

Fahruddin-i Razi Hazretleri yukarıdaki ayetin tefsirinde “Veli kimdir?” başlığı altında şu izahatı yapar: Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerif, büyüklerin sözleri ve akıl, velilerin mevcudiyetini ispat eder. “Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır.” Ayeti buna delildir.

Hz. Ömer’den (r.a.) rivayet edilen bir Hadis-i Şerif’de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Allah’ın veli kulları hakkında şöyle buyurmuştur:

“Onlar, aralarında akrabalık bağı ve alıp verdikleri mal olmaksızın Allah için birbirlerini seven topluluktur. Allaha kasem olsun ki onların yüzleri nurdur ve nurdan minberler üzerinde olacaklardır. İnsanların korktuğu (kıyamet) gününde korkmazlar, insanların üzüldüğü günde üzülmezler.”[3]

Bir başka Hadis-i Şerif’te de:

“Onlar, görüldükleri zaman Allah (c.c.) hatıra gelen kimselerdir.”[4] buyrulmuştur.

İmam-ı Rabbani Hazretleri de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Alimler Peygamberlerin varisleridirler” Hadis-i Şerifini zikrettikten sonra şöyle izah eder: “Peygamberlerden miras kalan ilim, ahkâm ve esrar ilmi olmak üzere iki kısımdır. Peygambere varis olan alim, her ikisinden de nasibi olan kimsedir.”[5] Bu ifade ile, gerçekte Peygamber varisi olanların esrar yani maneviyat ilmine vakıf olan Allah dostları olduklarını beyan eder.

Muhterem din kardeşlerim,

Allah’ın veli kullarına hürmet etmek dini bir zarurettir. Maddi servet, makam ve ünvanından dolayı dünya erbabına hürmet etmekte beis görmeyen kimselerin; manevi sermayeye sahip olup Allah katında makam ve unvan sahibi olan Allah dostlarına hürmet edilmesini çok görmeleri en azından gafletin eseri olsa gerektir.

Şu Hadis-i Kudsi de bir taraftan Allah’ın veli kullarının vasıflarını beyan ederken diğer taraftan o velilere düşmanlık edenleri ikaz eder:

“Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederse, ben ona harp ilan ederim. Kulum kendisine farz kıldığım ibadetlerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle bana yaklaşmaya devam ettikçe ben onun severim. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı (mesabesinde) olurum. Benden istediği zaman mutlaka veririm, bana sığındığı zaman da onu mutlaka korurum.”[6]

Allah’ın düşmanları kıyamete kadar baki olduğu gibi, dostları da kıyamete kadar var olacaklardır. Onların himmet ve gayret rüzgarları her asırda mevcuttur.

 

[1] Fussilet, 19

[2] Yunus, 62-63

[3] Fahr-i Razi Tefsiri, Yunus Suresi, ayet, 62

[4] Fahr-i Razi Tefsiri, Yunus Suresi, ayet, 62

[5] Mektubat-ı İmam-ı Rabbani, c.1 mektup 262

[6] Buhari, rakam: 6502